<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss'><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482</id><updated>2009-08-29T22:32:33.895+03:00</updated><title type='text'>Attributes</title><subtitle type='html'>"The human mind does not know the human body itself, nor does it know that it exists, except through ideas of affections by which the body is affected" B.Spinoza</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25'/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>43</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-6445498142924542331</id><published>2007-03-31T00:15:00.000+03:00</published><updated>2007-03-31T00:30:53.972+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Cive Pakistan!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emirates havayollarının çok seçenekli, iyi vakit geçirmeniz için düşünülmüş rahat mı rahat koltuklarında, kumanda alışkanlığınızdan bir an olsun bile uzak kalmayın diye önünüze bir de ekran yerleştirmeyi ihmal etmemişler. Seç beğen al, müzük mi istersin film mi izlersin karar senin. Kalkışa hazır ol! Bunun bi de inişi var..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dubai'de geçen uykulu saatlerden sonra Karachi havaalanında sabahın taze ve sıcak kokusunu aldık, çok belirgin ve baharatlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsimlerimizle bizi karşılayan bir yerli. Yerli diyorum çünkü gerçekten de çok tipik bir Pakistanlıydı bizi içten sükünetiyle karşılayan şöfor. Belki de az sonra tanışacağımız Karachi trafiğinin sessizliğidir üzerindeki. 'Man allahım!O da ne?! (Sanırım bu ilk allah lakırdımızdı) Gümüş rengi kapı kolunu açıp arkadaki kadife lacivert koltuğuna oturduğum mercedes ve o özgün pakistan halk müziği derken biraz da klasik Nusret Fateh, ohhh! tadından yinmez bu şehir..Baharat kokuları da burnumun ucunda..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşey iyi hoş da bu 2-3 katlı binalar neden sıvasıyla duruyor.. şehir sanki yeni savaştan çıkmış gibi. Bütün binalar gri ve yıkık dökük. Anlamlandırmak pek de kolay değil, biz de beceremedik lakin yerleşik insanlarla sohbet edip de şehrin yapım çalışmalarının sürdüğünü anlayana kadar. Yollar, binalar, trafik ışıkları, arabalar, rikşolar, adamlar, kafalar..herşey yapım aşamasında! Bir iş var bir de Allah!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de bizi bekleyen iki küdamcık! Ve şahane Pakistan yemekleri, küdamların elinden özel baharat oranları ile tadımımıza sunuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evinde misafir olduğumuz Natasha'nın bu iki küdamı sabah akşam demeden bize nefis lezzetler sundular. Allah razı olsun vallahi! Pek iyilerdi maşallah..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemekten sonra şehri dolaşmaya çıktık, e tabi gezicek pek bir yer bilmiyoruz. Bankalar caddesinin trafik gürültüsünün içinde bulduk kendimizi, bu yürüyüş yönü ters oldu galiba?&lt;br /&gt;İlk gün için bize eşlik etmekte ısrarlı sevgili şoförümüzü zorla inandırmıştık zaten yürüyerek de yolu bulabileceğimize! bir iki saat sonra buluşma noktasından hareket edip Ulusal müzenin özenle düzenlenmiş çiçek fakiri bahçesinde bulduk kendimizi. İçerideki vehametten etkilenmemek mümkün değil. Ulusal müzelerinde sergiledikleri bir kaç çağdaş seramik çanak çömlekten başka bir şey yok neredeyse!? nerede olacak ingiltere'de! Te allam! Nedir bu mal mülk sevdası! herşey yerinde güzel be kardejim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Agos süpermarketi şehrin en eski ve kallavi marketi, neredeyse içkiyi tezgahta satacaklar! içeride bir de döviz bürosu var, marketin en arka kısmında kuytu bir köşede. Natasha'nın zaatı muhterem sevgilisi bu marketin sahibiymiş. Özel bir kurla dövizlerimizi almayı teklif edince biz de bu güzelim şehirde bize yardımcı olmaya çalışan yakınlarımızı kıramadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve döndüğümüzde küdamlar, iki koca köpek ve girişteki kuş kafesinden gelen seslerle herşey biraz daha anlam kazandı. Burada olmak güzel!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkenden yatıp ertesi sabah bizi almaya gelen ilk iş adamıyla halen yapılmakta olan yollara koyulduk..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-6445498142924542331?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/6445498142924542331/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=6445498142924542331' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/6445498142924542331'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/6445498142924542331'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2007/03/cive-pakistan-te-allam-nedir-bu-mal-mlk.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-3657516171781961943</id><published>2007-03-21T10:57:00.000+02:00</published><updated>2007-03-21T10:59:31.091+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;Avrupalı Olmak: Insa, Kutlama ve Dönüşüm becerisi: Görsel şenliğin sahnesinde Turkiye Cumhuriyeti’nin Modernlik anlayışı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa’da 20. yüzyılın başlarından beri süregelen ideoloji savaşları ve halkın bu ideolojiler uğruna denekler gibi kullanılması, üzerlerine büyük oyunlar oynanması, bugünkü ülkeler arası siyasi dengenin ve dengesizliğin bir prototipi olarak görülebilir.&lt;br /&gt;1917’de gerçekleşen Bolşevik Devrimi’nin proleter bir devrime sebep olması beklenirken, tepeden inme uygulamalar hakim olmaya başlamıştı. Fransız devrim’inden türeyen Liberalizm ve Bolşevik Devrim’inden türeyen Komünizm doğduğu topraklarda hapis olmuştu. Bu iki rejime de meydan okurcasına Faşist Devrim, “materyalist rejimlerin” karşı devrimi olarak tanımlanmıştı. Faşist Devrim kitlelerin aklını hedef alan, toplumsal hiyerarşileri güçlendirir nitelikte tepeden inme bir rejimdi. Bir yandan Komünist Enternasyonel’in  radikal politika değişikliği ile “sınıfa karşı sınıf” tutumu terk edilerek, faşizm karşıtı cephelerin kurulmasına yardımcı olundu. Bu radikal hareket Faşist Devrim’in ertelenmesine sebep oldu. Faşist yönetim, klasik diktatörlükten farklı olarak, kitleleri kendi rızası ile yönettiğini varsayan ve deklere eden bir rejimdi. İktidarını milletin iradesi ile meşrulştırmayı hedefleyen, dönemin toplumsal krizlerine, tam itaat kaşılığında, geçici ekonomik çözümler sunan bu ırkçı yaklaşim, kısa sürede etkisini gösterecekti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sovyet Rusya, Sömürgeci Fransa, Faşist Italya, Nazi Almanya ve Kemalist Türkiye’de  inşa, kutlama ve kendini sergileme dönüşüm fikri ile daha da güçlenmiş ve önem kazanmıştı. Görsel tasarım ve sanatın siyasi ideolojilerin aracı haline dönüştürülmesi esas alınarak hedeflenen kitle dönüşümleri başarılı olacaktı. Kimi ülkeler bu dönüşümü ırkçı ve milliyetçi sloganlar ile Ari bir ırk yaratmak için, kimi ülkeler sömürgeciliği meşrulaştırmak ve güdülen sömürgeci politikaların, sömürülen halklara ne denli gerekli modernizasyonlar ve medenileşme sağladığını gözler önüne sermek için, kimi ülkeler de Cumhuriyet’in yeniliklerini ve haklarını tüm ulusa yaymak için yapılan yeniliklerin habercisi olarak bu tasarımları kullandı. Görkemli yapılardan, fotomontajlı posterlere, fotograflı sergilere (Fransa’daki sömürgeler sergisi iyi bir örnektir) tüm görsel sanat ve tasarım, egemen ideolojiyi meşrulaştırma ve kitleleri fikren ve zikren dönüştürme aracı olarak kullanıldı. İdeolojilerin, bireysel kimlik savaşı haline dönüşmesi, liderlerin kendilerini ideolojileri ile özdeşleştirip, birer kült haline gelme arzuları, kendilerini sergileme tarzlarına da yansıyordu. 1920’ler ve 30’larda Avrupa Devletleri’ne baktığımızda en çarpıcı ve ayırd edici özelliğin milliyetçiliğe dayalı faşist yaklaşımlar olduğunu görüyoruz. Alman tarihçilik anlayışının da bu egemen zihniyetten türediğini düşünmek yerinde olacaktır. Türkiye’deki Cumhuriyetin kendini Türklük üzerinden tanımlayarak kültürel farkları bastırma çabası, bir çok Kemalist reform’da kendini gösteriyordu. Nufüs sayımı için hazırlanan posterler sınıf farklılıklarının yerine değişik meslekleri birarada göstermeyi hedefleyecek kadar ileri gösüşlü iken, Laiklik adına başlatılan dini alışkanlıkların “ulusal” görevlere dönüştürülmesi, İslam’ın devlet kontrolü altında olduğu sürece toplumu bir arada tutan bir unsur olarak görülmesi Türkiye’nin homojenleştirilme sürecinin bir parçasıydı. Benzerliklerin ve aynılıkların üzerine kurulu devlet anlayışı Türkiye’deki Cumhuriyet rejimine de hakim olmuştu. Mussolini dönemindeki “korporatist” zihniyet beraberinde gelen faşizm ile benzer bir homojenleştirme politikasını temel almaktaydı. Farklılıkların ancak ortak çıkarlar ya da devlet çıkarları etrafında gözetilebileceği varsayımına dayanan bu zihniyet, öjenizm’in meşrulaştırılmasına kadar varacaktı. Tüm ulus-devletlerin temel hedefi olan  sınırlar içinde homojenleşmek ve sınırlar dışındaki yapılarla da bir şekilde birleşmek olmuştur. Bu temel ilkeye dayalı bir çok politika, söylem, propoganda ve hatta endüstriyel tasarım görmek mümkündür. Ülke ekonomisine katkıda bulunmak amacıyla, Türk ulusunun üretebileceği malları Avrupa’ya sergilemek için yola çıkan Karadeniz Gemisi de bu yaklaşımın bir ürünü olabilir aslında. Avrupa’nın çeşitli limanlarında farklı heyecanlar ve dinamiklerle karşılaşan Karadeniz Gemisi çalışanları ve Türk halkı için bu tanıtım turu çok derin anlamlar taşımaktaydı. Türkiye’den uğurlanışı, adeta bir zafer edasındaydı. Hatta Finlandiya limanında gemiyi bekleyen ve Türkçe konuşan bir azınlık grup, insanların benzerlikler üzerinden kurmaya alışık olduğu ilişkilerin bir göstergesi gibiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyasi ideolojilerin toplumlar üzerinde egemen olan milliyetçi ulus-devlet anlayışı bu benzerlikler alışkanlığına dayanmaktadır. Görsel tasarımın ve günümüzde medyanın halen bu amaçla kullanılmakta olması çok düşündürücüdür. Türkçe’de “miş” ekinin özel bir ek olması belki de bilişsel açıdan bu durumu farkına varabilecek alt yapıda olduğumuzun önemli bir göstergesi olabilir. İnsanlar gördüğüne inanır, bazıları görmediğine de inanır. Faşizm gibi rejimlerin hedef aldığı “aklımız”, tarihsel birikimi ve bilişsel yapısı ile gözün görmediğini de algılayabilecek derinliğe sahiptir. Modernitenin bir nevi yan ürünü olan ulus-devlet kavramından uzak kalıp, etnik kollektif bilincimizi de işin içine katarak düşünmek faydalı olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-3657516171781961943?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/3657516171781961943/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=3657516171781961943' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/3657516171781961943'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/3657516171781961943'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2007/03/avrupal-olmak-insa-kutlama-ve-dnm.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-117007326993939717</id><published>2007-01-29T14:21:00.000+02:00</published><updated>2007-01-29T14:32:42.396+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;Söylem&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söylem analizi sosyo-psikolojik bir metodoloji olarak yazılı tarihin, araştırılacağı dönem içerisindeki sosyo-politik ve ekonomik güçler çerçevesinde ele alınarak incelenmesini amaçlar. Toplumsal, politik, bireysel ya da medyatik, her türlü söylemi bu metodoloji ile incelemek mümkündür. Söylem analizi, dili ve söylemi oluşturan cümleleri dönemin güç dengeleri çerçevesinde kelime kelime inceleyerek, söylemin asıl dayandığı sosyo-politik ve psikolojik alt yapıları tespit etmeyi amaçlar. Bir nevi metinlerin ve/veya söylemlerin yapısal ve anlamsal analizini yapan söylem analizi, önyargı, etik, ırkçılık ve faşizm gibi temel toplumsan olguların söylemler üzerindeki etkisini ve bu gibi olguları içeren söylemlerin de toplumlar ve bireyler üzerindeki etkisini inceler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüngü bilim ya da fenomenoloji olarak adlandırılan felsefik yaklaşım ile söylem analizi birbirlerini tamamlar niteliktedirler. Görüngü bilim, nesne-özne ilşkisinin incelenmesine dayanarak, olayların veya söylemlerin içinde bulunduğu toplumsal ya da bireysel koşullardan nasıl etkilendiğini ortaya koyar. Görüngü bilim dolaysız olarak verilmek isteneni betimlemeye çalışır. Tarafsız bir bakış açısı ile, olayların ve söylemlerin kendi özlerinden bahsedilebileceğini iddia eder. Bir başka deyişle, toplumsal sağduyuya dayalı, genel geçer olgulardan ve bu genel geçer olguların davranışa ve söyleme nasıl yansıdığından bahseder. Toplumu oluşturan normların, katı ve sabit bir yaklaşımla, tartışmasız kabul edilişinden bahseder ki bu yaklaşim, söylem analizinin incelemeri ile ortaya çıkan temel konulardan biridir. Shutz’a gore toplumda bu genel geçer sağduyu ile belirlenen alışkanlıklara ve kabullere eleştirel gözle bakabilen, toplumda “yabancı” olarak nitelendirilen kişilerdir. Köyünden gelen bir kişinin, şehir hayatında yerleşmiş ve sorgulanmadan kabul gören ilişki biçimlerini anlaması mümkün değildir ve eleştirel yaklaşması kuvvetle muhtemeldir. Bireylerin ya da toplumların kullanırken farkında olmadıkları, üzerinde düşünmedikleri, ve pratiklerinin mantığa ve davranışa işlemiş inançlar bütünü olarak tanımlanabilecek genel kanılar, kaçınılmaz olarak bir önyargılar bütününü de beraberinde getirmektedir. Fenomenoloji de tam olarak bu tutumdan bahseder. Toplumun birbirini destekleyen, sağduyuya dayalı davranışlarından bahseder. Bu bağlamda söylem analizi ile fenomenolojik yaklaşım birbirini tamamlar niteliktedir. Tüm bu inançlar sistemi, genel kanılar veya başka bir deyişle fikri sabit tutumlar cehalet ile bilgi arasında kalmanın bir sonucudur. Ötekilik duygusunu da beraberinde getiren bu arada kalmışlık, Faucault’ın felsefesinde ve söylemlerinde oldukça yer bulur. Gücün kötüye kullanımının da bu arada kalmışlıktan, ötekilik duygusundan kaynaklandığının altını çizmek yerinde olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etiğin üç temel problemi olarak bahsedilen, (Delius, 1990), (1) en yüksek iyi, (2) doğru eylem ve (3) istenç özgürlüğü, toplumsal bağlamda incelenecek olursa, karşımıza oldukça karmaşık ve içinden çıkılması zor bir durum çıkar. Toplumun sosyo-psikolojik incelemesini söylem analizi ve fenomenolojik felsefe ile yapmaya çalışırken kanımca dikkat edilmesi gereken en önemli husus herhalde doğru eylem ve istenç özgürlüğünün sınırlarının doğru çizilmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söylemlerin sosyo-psikolojik analizini yapmayı hedefleyen yöntemlerin önyargıyı ve önyargının doğurduğu politik ve sosyal olguları ortaya çıkartabilmesinin, analiz yapabilmesinin en temel sebebi dil ve dilin kategorileridir. Dilin kategorilerinin yol açtığı klişeler ve bu klişelerin doğurduğu önyargılara çok dikkat edilmelidir. Düşünme ile dil arasında kurulabilecek çok ciddi benzerlikler vardır. Etik açısından doğru eylemi belirleyecek olan vicdan kavramı, toplum içerisinde çeşitli farklılıklar gösterir. Kimilerine gore vicdanın belirleyicisi salt akılken, kimilerine gore vicdan “tanrının içimizdeki sesidir”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilin kategorilerinden ve yol açtığı klişelerden etkilenerek büyüyen, yetişen bireylerin, önyargının tetikleyicileri, faşizmin savunucuları ve/veya fanatik milliyetçiler haline dönüşmeleri çok kolaydır. Bu sebeptendir ki, gerek medyatik söylemler, gerek siyasetçilerin kitlelere seslenen politik söylemleri, gerekse de bireysel söylemler çok önemlidir. Dil sosyal çevre ile etkileşim sonucu gelişen ve bireyler farkında olmadan otomatik olarak kategorizasyonlarla gelişen bir yapıdır. Bir çocuğun dil gelişim sürecinde öğreneceği basma kalıplar, klişeler, o çocuğun etik duruşunu birincil derecede etkileyecektir. Tüm bu açılardan fenomenolojik inceleme ve söylem analizi çok önemli bir görev üstlenmiştir. Söylemlerin sebep olabileceği sosyo-psikolojik dinamikleri tespit edebilmesi açısından çok önemlidir. Bir gelişim süreci olan dil, bireyin içinde bulunduğu etnik yapıdan, sosyal çevreden, politik yapıdan fazlaca etkilenir. Bu bağlamda, dilin kolayca, hiç farkında olunmadan sebep olabileceği klişe söylemler, çok ciddi psikolojik ve sosyal olgulara sebep olur. Herşeyden once dil, öznesi ve nesnesinin belirtilmesi çabası ile “öteki” kavramını tetikleyici niteliktedir. Bu tetiklenme, “kolaycılık”la gelen bir klişe modasına dayanır. Bundan daha da önemlisi, bu kavramın doğurabileceği psikolojik toplumsal baskıdır. Ötekini aşağılama, küçük görme, kendinden uzak tutma çabası ve bölünmüşlük bunun sonuçlarındandır.&lt;br /&gt;Gücün söyleme dayandırılması ve ardından davranışa dönüşmesi kaçınılmazdır. Dili düşünceden ayırmak mümkün olmadığı gibi, davranışı da dilden bağımsız görmek doğru değildir. Fanatik yaklaşımlar güç istencinin psikolojik bir yansımasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de çoğumuzun bildiği şeylerden bahsettim çokça, ama asıl önemli olan sanırım hakim olan mutlak kötülük karşısında nasıl bir tutum alacağımız.&lt;br /&gt;Bertrand Russel'ın çok güzel bir sözünü öğrendim bugün onu da paylaşayım;&lt;br /&gt;"&lt;span style="font-style: italic;"&gt;The whole problem with the world is that fools and fanatics are always so certain of themselves, but wiser people so full of doubts&lt;/span&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.buket.blogspot.com/"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-117007326993939717?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.buket.blogspot.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/117007326993939717/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=117007326993939717' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/117007326993939717'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/117007326993939717'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2007/01/sylem-sylem-analizi-sosyo-psikolojik.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-116975742912440595</id><published>2007-01-25T22:37:00.000+02:00</published><updated>2007-01-26T00:07:11.766+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;Ebe-Sobe&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;top e bende&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*siyah çay, kızarmış ekmek ve ezine peyniri olmadan uyumam&lt;br /&gt;bi de alekok yumurtanın sarısı kayısı olsun ,)&lt;br /&gt;*yol olsun çamurdan olsun&lt;br /&gt;*su yoksa ben de yokum, bıcı bıcı yaşasın bıcı&lt;br /&gt;*kekik ve tarçın yağı! bir haftadan fazla ayrı koymayın bizi&lt;br /&gt;*şimdilerde meltem bol nikotinli yakında benden uzak olsun!&lt;br /&gt;*saat kullanmam, kullananı da sevmem ;) bekletmem, bekleteni beklerim. bilimum uçak ve otobüslere geç kalırım, çok rahatımdır, rahatsız olana gülerim, hadi kürt böreği alalım derim, sonra yolda yeriz, birimiz sinirli birimiz sırıtırken...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(&lt;a style="color: rgb(153, 0, 0);" href="http://optikfenomen.blogspot.com/"&gt;kızz&lt;/a&gt; gelmediin aylar oldu, böyle olur mu? dilden dilee düşürdün benii, böyle oluuur mu? :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;e ben de pasliim &lt;a style="color: rgb(153, 0, 0);" href="http://www.anlak.com/"&gt;barış&lt;/a&gt;'a, &lt;a style="color: rgb(153, 0, 0);" href="http://divadeiwob.blogspot.com/"&gt;evren&lt;/a&gt;'e umm bi de &lt;a style="color: rgb(153, 0, 0);" href="http://www.meminin.blogspot.com/"&gt;emin&lt;/a&gt;'e&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-116975742912440595?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://buket.blogspot.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/116975742912440595/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=116975742912440595' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/116975742912440595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/116975742912440595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2007/01/ebe-sobe-top-e-bende-siyah-ay-kzarm.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-116963035262790805</id><published>2007-01-24T11:19:00.000+02:00</published><updated>2007-01-24T11:21:39.766+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Gri çöp kutularinin samimiyeti&lt;br /&gt;Kapı girişindeki siyah kedi ve diğer köpekler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu günler hepimiz için tarih olacak bir gün! Bazilarimiz o zaman anlayacak bugün neler oldugunu. Bugünlerin önemini ne ulus olarak ne millet olarak ne azinlik ne de cogunluk! Birey olarak ancak anlayabiliriz olup biteni, bir dusunsek ki dünya bu ucuz politikalarla yönetiliyor.. Azinlik gibi gosterilenler çoğunlukta, çoğunluk gibi başımıza musallat olanlar azinlikta olmasın? Bakmak lazım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çözüm önerileri için &lt;a style="color: rgb(153, 0, 0);" href="http://www.bianet.org/index_root.htm"&gt;bakınız&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.buket.blogspot.com/"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-116963035262790805?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.buket.blogspot.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/116963035262790805/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=116963035262790805' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/116963035262790805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/116963035262790805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2007/01/gri-p-kutularinin-samimiyeti-kap.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-116860430859240995</id><published>2007-01-12T14:18:00.000+02:00</published><updated>2007-01-12T14:19:37.950+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;Bir gun ve bir gece..bir ruya&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefes almak siradan otomatik bir davranis olmaktan cikmisti. Artik kontrol edilmesi gerekiyordu. Ne kadar boyle surecekti bilmiyorum. Dunya'da nefes aldigimiz gibi nefes almak mumkun degildi bu ortamda. Hava, gorunmez yogun su taneciklerinden olusuyodu. Su altinda nefes alabilmek gibi bir deneyimdi. Cok kontrollu olmak gerekiyordu. Birimiz bir bardaktan (ne oldugunu hatirlamadigim) bir sivi iciyordu ki yanlislikla eski aliskanligina donup, Dunya'daki gibi nefes almisti. Oksurmeye basladi, bogulur gibiydi ki agzindan yuttugu sular cikti, oldukca fazlaydi ama bir nefeste alinabilecek kadar da azdi. Bulundugum bu gezegenin en belirgin ozelligi havasinin bu gorunmez yapisiydi. Orada yasayanlar vardi. Bunu biliyor olmaliydilar. Bu farkli nefes alma teknigi, insanlara degisik bir ruh halini de beraberinde getirmis gibiydi. Az konusup cok gulumsuyorlardi. Hareket alanlari daha genis ve esnekti. Yesil ovalar vardi kenarinda ucurumlar olan. Bu ucurumlar bildigimiz gibi korkutucu degildi, sanirim dusme korkusu olmadigindandi. Insanlar bu bosluklara kendini birakip, ucarcasina ve sakince egleniyorlardi. Ben gezegenin kenarina yururken gordum onlari. Hava su'dan olustugundan dusmek mumkun degildi.Mir'le guzel bir manzara vardi buldugumuz. Ince bir patika, ancak iki kisi yanyana rahatca yururdu. Sag tarafi gezegenin kendisi, sol tarafi ise evren'in kendisi..oturup ayaklarini sallandirarak diger gezegenlere bakmak ve yan tarafta gunes'in henuz batmakta oldugu dogu kiyisinda insanlarin havadaki bedenlerini gormek mumkundu. Bir ogleden sonraydi, insanlar bu bolgeye havanin yogunlugunu hissetmeye gelirlermis gibi, ayni havada adimlar atmak cok hoslarina gidermis gibi..biz de o havaya sallandirdigimiz ayaklarimizla, evren'e bakarken, alacakaranlik oldu. Renkler cok yumusak ve huzur vericiydi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-116860430859240995?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.buket.blogspot.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/116860430859240995/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=116860430859240995' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/116860430859240995'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/116860430859240995'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2007/01/bir-gun-ve-bir-gece.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-116825794222525891</id><published>2007-01-08T14:05:00.000+02:00</published><updated>2007-01-08T14:10:13.470+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;sevgi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sadece gunun giden bulutlarını seyrederken bile olabilecek birseyden bahsediyorum&lt;br /&gt;icine bakarsın bulutların, sararan, kızaran ve tekrar bulut olan ısıklara&lt;br /&gt;oturdugun yerden hic birsey uzak degil diye hissettigin anlar olur,&lt;br /&gt;az olan bu anlar, cok olan anlardan daha az tanıdık degildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kutsallıgından bahsedebilecegim tek sey sevgidir&lt;br /&gt;insanları neden sever(iz)siniz?&lt;br /&gt;nasıl seversiniz?&lt;br /&gt;peki ya esyalarimiz?&lt;br /&gt;iste yanlızlıgın gercek oldugu ender(in) anlardan biridir bu, en dürüst olmamız gereken an en yanlız kaldıgımız andır,gerisi bize kalmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendimizi konumlandırarak baktıgımız bir dunyada, neyi ne kadar ve nasıl gördüğümüz supheli..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-116825794222525891?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.buket.blogspot.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/116825794222525891/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=116825794222525891' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/116825794222525891'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/116825794222525891'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2007/01/sevgi-sadece-gunun-giden-bulutlarn.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-116497731972561171</id><published>2006-12-01T14:48:00.000+02:00</published><updated>2006-12-01T15:08:36.906+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img446.imageshack.us/img446/7207/ogreti5zd.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger/125/1260/400/936265/gorduk%20gormedik%20demeyin.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;gorduk gormedik demeyin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;eski yazilara gelen yorumlara bakarken, cok espirili bir yorumu gordum, guldum, guldum.. ne samimiyetsiz insanlar var su hayatta ya..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-116497731972561171?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://buket.blogspot.com/2006/01/zgr-irade-zgr-irade-beynimizin-aamal.html' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/116497731972561171/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=116497731972561171' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/116497731972561171'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/116497731972561171'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2006/12/gorduk-gormedik-demeyin-eski-yazilara.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-116458201572239693</id><published>2006-11-27T01:00:00.000+02:00</published><updated>2006-11-27T01:30:29.146+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;Motiv-motive-motivasyon-yon-elim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saka gibi geliyor bazi kurgular, gulunmeyecek gibi degil! Gulumsemek ictense, sorun yoktur. Dogru`nun kendisi icin, palavra, yalandan daha buyuk bir tehdit aslinda!..Ictenlik `palavradir` diyordu Harry Frankfurt.&lt;br /&gt;Dusunceler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimlikler mi kurgular mi&lt;br /&gt;Kurgulayan kimlikler mi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ikilem yaratmaya gerek yok aslinda&lt;br /&gt;Kimlikler de bir kurgu en nihayatinde&lt;br /&gt;Biraz belirlenmis biraz gelisime acik&lt;br /&gt;Azicik ondan birazcik bundan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimizin sinirlari var&lt;br /&gt;Olmali da&lt;br /&gt;Ama deneyimin kendisi&lt;br /&gt;Ya yasarsin ya da yasamaz&lt;br /&gt;Karar verdigimiz seyler deneyimlerin kendisi olmali&lt;br /&gt;Agirligi olan ipuclarinda, kisiler degil&lt;br /&gt;deneyimlerin kendisidir asil olan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazamiyorum&lt;br /&gt;Kafamda bi suru sey ucusuyor&lt;br /&gt;Soylemek istedigim hic bi sey yok sanirim&lt;br /&gt;Susuyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Insanlarin ne zannettigini bilmek bile istemiyoum&lt;br /&gt;Hayat zor&lt;br /&gt;Ama hic bir seye mecbur degiliz&lt;br /&gt;Hepimiz secimlerimizi yasiyoruz, neyi yasamayi seciyoruz ? bir ekmek almaya gitmisken, yolda rastladigin bir yavru kedi mi? kayseriye giden bir otobus bileti mi? saatler onceden hazirlanmis bir yemek sofrasi mi? seni neyin bekledigini bilmen pek mumkun degil! Acele etmenin anlami yok! Itaatsizlik bir samuray icin en buyuk suc olabilir ama kendi cezasini kendi vermeyi bilecektir.&lt;br /&gt;Eriksson`in erdemli yaslisi gibi oylece sinirlarini bilerek oturup, deneyimin kendisi icin hazir olabilecek miyim? Soylemesi kolay..Bunun icin tek yapmam gereken zamani deneyimlerin ortasinda basi bos, yanliz birakabilmek..&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Descartes is sitting in a bar, having a drink. The bar tender asks him if he would like another. "I think not," he says, and vanishes.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.buket.blogspot.com/"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-116458201572239693?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.buket.blogspot.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/116458201572239693/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=116458201572239693' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/116458201572239693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/116458201572239693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2006/11/motiv-motive-motivasyon-yon-elim-saka.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-116289641035516819</id><published>2006-11-07T12:46:00.000+02:00</published><updated>2006-11-07T12:47:49.496+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;denKini lubak te terey&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;efmme tafal&lt;br /&gt;aKafand dusurn&lt;br /&gt;seyatn`in sususn&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-116289641035516819?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.buket.blogspot.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/116289641035516819/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=116289641035516819' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/116289641035516819'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/116289641035516819'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2006/11/denkini-lubak-te-terey-efmme-tafal.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-116282473522326361</id><published>2006-11-06T16:52:00.000+02:00</published><updated>2006-11-06T16:53:24.300+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;Tuzun Tadi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplandilar bir yana&lt;br /&gt;Hatiralar dort duvar&lt;br /&gt;Calarsa kapim&lt;br /&gt;Toparlanirim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onulmazin omuzuna&lt;br /&gt;Kacinilmazin sonuna&lt;br /&gt;Gozyaslarim bosuna&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir resime bakarim&lt;br /&gt;Gozlerimle tadarim&lt;br /&gt;Gozyaslarim olmasa&lt;br /&gt;Tuzlar kadar susarim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ictim guzel tadini&lt;br /&gt;Gordum gazel adini&lt;br /&gt;Unutursam de gene&lt;br /&gt;Bana guzel adini&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-116282473522326361?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://buket.blogspot.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/116282473522326361/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=116282473522326361' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/116282473522326361'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/116282473522326361'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2006/11/tuzun-tadi-toplandilar-bir-yana.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-116142881487452203</id><published>2006-10-21T14:06:00.000+03:00</published><updated>2006-10-21T14:10:43.063+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;penceremde gunes oyala beni o yana bu yana, yana yana&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevsimlerden en guzeli midir nedir?&lt;br /&gt;Odam cok daginik, birazdan, bir kahve molasindan sonra daha da dagiticam odayi :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-116142881487452203?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.buket.blogspot.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/116142881487452203/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=116142881487452203' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/116142881487452203'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/116142881487452203'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2006/10/penceremde-gunes-oyala-beni-o-yana-bu.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-115998299621938006</id><published>2006-10-04T20:29:00.000+03:00</published><updated>2006-10-04T20:29:56.293+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="color:#800000;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Dünyayı süslediler, bir şey kalmadan. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Bu süslere inanma, akıl olmadan. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Giden de çok dünyadan, gelen de ama;  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Sen payını al ondan, seni almadan!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Omer Hayyam&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.buket.blogspot.com/"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-115998299621938006?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.buket.blogspot.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/115998299621938006/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=115998299621938006' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/115998299621938006'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/115998299621938006'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2006/10/dnyay-sslediler-bir-ey-kalmadan.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-115883551934341120</id><published>2006-09-21T13:45:00.000+03:00</published><updated>2006-09-24T02:42:25.700+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ne giydiğini yaz bana! Sıcak tutuyor mu? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Uyuduğun yeri yaz bana! Yumuşak mı? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nasıl göründüğünü yaz bana! Yüzün aynı mı? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Neyi özlediğini yaz bana! Kolumu mu? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nasıl olduğunu yaz bana! Rahat mı? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sana neler yaptıklarını yaz bana! Cesaretin yetti mi? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ne yaptığını yaz bana! iyi şeyler mi? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Neler düşündüğünü yaz bana! Beni mi? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sorulardır sana bütün verebildiğim &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ve gelen yanıtları kabullenmeliyim &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yorgunsan, uzatamam sana elimi. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ya da açsan seni besleyemem &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sanki bu dünyada hiç yokmuşum &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(153, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;Unutmuşum gibi seni.&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(153, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.siirdostu.com/modules.php?name=Your_Account&amp;op=userinfo&amp;amp;username="&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;Bertolt Brecht&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 102);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(153, 0, 0);"&gt;&lt;a href="http://www.siirdostu.com/siirler/9062/bertolt_brecht/sorular.html"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;Brecht Bey`e bir mektup&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(153, 0, 0);"&gt;Son Defa&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giysilerim mevsimi anlatır&lt;br /&gt;Uyuduğum yer seni hatırlatır çoğu zaman&lt;br /&gt;Nasıl göründüğümü çoğu kişi benden daha iyi bilir&lt;br /&gt;İçten bir sohbet ve evet, koluna girip yürümek kaygısızca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek o ya, çoğu insandan daha rahatım şu dünyada&lt;br /&gt;Düşüncesi rahatımı bozuyor çoğu zaman&lt;br /&gt;Herkes birbirine bir çok şey yapıyor, bana ne yapıldığından ziyade&lt;br /&gt;Benim kime ne yaptığım düşündürüyor beni&lt;br /&gt;Çok cesur değilim bu açıdan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerekli şeyler var hayatımda&lt;br /&gt;Teker teker hergün yaptığım&lt;br /&gt;İyi şeyler evet&lt;br /&gt;Bir çok şeyin içinde en çok seni düşünüyorum bu günlerde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm gücün sormaya yetiyorsa&lt;br /&gt;Cevaplari kabullenmek erdemdir, bilirsin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorgunum evet, uzanamayan ellerden&lt;br /&gt;Yapamayacaklarını görüyorum&lt;br /&gt;Sen de yorgunsundur elbet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski dost sohbetlerimizi özlüyorum&lt;br /&gt;Sanki bu dünyada yokmuşuz&lt;br /&gt;Unutmuşuz gibi birbirimizi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amanda Brecht&lt;br /&gt;&lt;strong style="font-weight: normal; color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-115883551934341120?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.buket.blogspot.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/115883551934341120/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=115883551934341120' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/115883551934341120'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/115883551934341120'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2006/09/ne-giydiini-yaz-bana-scak-tutuyor-mu.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-115840902831670585</id><published>2006-09-16T15:17:00.000+03:00</published><updated>2006-09-24T02:34:41.450+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;Renkler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...aklına mavi kireç taşının üzerine kaydolmuş tarih öncesi felaket geldi - aniden sular çekilince amonitler ortadan kalmıştı, doksan milyon yıl öncesinden bir mikro kıyamet. Kara bir şimşeğin ışığı altında, bütün hayatın paralel olduğu birden içine doğdu: Evrim, mükemmelliğe doğru yükselen dikey bir şey değildi, yataydı. Zaman bir aptallıktan ibaretti; varoluşun tarihi yoktu, hep şimdiydi, hep aynı şeytani makineye ya da mekana kısılıp kalmaktı. Gerçekliği kapatmak için insanoğlunun diktiği bütün o rengarenk perdeler...&lt;br /&gt;J.Fowles&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-115840902831670585?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://buket.blogspot.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/115840902831670585/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=115840902831670585' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/115840902831670585'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/115840902831670585'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2006/09/renkler.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-115840627075399662</id><published>2006-09-16T14:31:00.000+03:00</published><updated>2006-10-12T01:45:29.176+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;Kitabe-i Seng-i Mezar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir şeyden çekmedi dünyada&lt;br /&gt;Nasırdan çektiği kadar&lt;br /&gt;Hatta çirkin yaratıldığından bile&lt;br /&gt;O kadar müteessir değildi;&lt;br /&gt;Kundurası vurmadığı zamanlarda&lt;br /&gt;Anmazdı ama Allahın adını,&lt;br /&gt;Günahkar da sayılmazdı.&lt;br /&gt;Yazık oldu Süleyman Efendi'ye&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;"Ölüm Allah’ın emri,&lt;br /&gt;Ayrılık olmasaydı."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orhan Veli Kanık&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-115840627075399662?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.buket.blogspot.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/115840627075399662/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=115840627075399662' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/115840627075399662'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/115840627075399662'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2006/09/kitabe-i-seng-i-mezar-hibir-eyden.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-115071060851172132</id><published>2006-06-19T12:50:00.000+03:00</published><updated>2006-09-21T22:09:48.616+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(153, 0, 0);"&gt;C.Llyod Morgan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;In the foregoing lecture the notion of a pyramid with ascending levels was put forward. Near its base is a swarm of atoms with relational structure and the quality we may call atomicity. Above this level, atoms combine to form new units, the distinguishing quality of which is molecularity; higher up, on one line of advance, are, let us say, crystals wherein atoms and molecules are grouped in new relations of which the expression is crystalline form; on another line of advance are organisms with a different kind of natural relations which give the quality of vitality; yet higher, a new kind of natural relatedness supervenes and to its expression the word ‘mentality’ may be applied&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;to be continued ..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-115071060851172132?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.buket.blogspot.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/115071060851172132/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=115071060851172132' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/115071060851172132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/115071060851172132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2006/06/c.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-114480605599977243</id><published>2006-04-12T04:40:00.000+03:00</published><updated>2006-04-12T04:44:40.740+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style=""&gt;&lt;br /&gt;olacağı buydu, insan olmamak elde değil valla, buraya koyuyorum bu karmaşayı arkadaşım  :) sonum hayır ola..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oku oku bitmez valla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;(02:57:16) Buket: ya memin o diil de biz bu şempanzelerle ortak atadan geliyoruz madem bu şempanzeler niye evrimleşmedi&lt;br /&gt;(02:57:31) Buket: ya da bize noldu dersin o arada&lt;br /&gt;(02:57:38) Buket: ahahha&lt;br /&gt;(02:58:16) Buket: öehe cidden ya ben çok merak ediyorum nasıl bilinçliyiz biz bi mekanizma olmalı&lt;br /&gt;(02:58:30) memin: nası yani?&lt;br /&gt;(02:59:57) Buket: bilinç işte yani senin sen olduğunu benim ben olduğumun farkında olmak, birbirimizin düşünceleri üzerinden iletişmek&lt;br /&gt;(03:00:19) memin: hmm&lt;br /&gt;(03:02:02) memin: kendinin farkında olma durumu garip&lt;br /&gt;(03:02:05) Buket: bak ben saçmalyorum mesela şimdi sen de çeşitli düşüncelerle benim düşüncemi yorumluyosun, saçma buluyosun, sussa da kafamı yemese diyosun benimle ilgili düşünceler geçiyo aklından ya d aoyuna devam ediyosun arada aklına geliyo bu ne diyo ya diyosun&lt;br /&gt;(03:02:15) Buket: tüm bu aktarım nasıl oluyo acaba&lt;br /&gt;(03:02:21) memin: mekanik&lt;br /&gt;(03:02:27) Buket: kesintisiz gibi gözüken ama aslında biribirinden bağımsız olan&lt;br /&gt;(03:02:30) memin: gözler, kulaklar uyarı iletiyo&lt;br /&gt;(03:02:41) memin: bu iletiler işleniyo ve paketleniyo&lt;br /&gt;(03:02:47) memin: sonuçlarıyla birlikte&lt;br /&gt;(03:03:02) memin: sonra yeni olaylar karşısında bunlara dayanılarak tepkiler üretiliyo&lt;br /&gt;(03:05:23) Buket: düşünceler daha doğrusu fikirler görüntü gibi değil ama yani bi hayvan yeşili görür onu farklı ışık kırılması olarak lgılar ona göre tepki verir ya da koşullanır ama bi insan yeşil görürür ve tüm diğerleri ama ek olarak bir de yorumlar fikirleri vardır&lt;br /&gt;(03:05:56) Buket: bilinçli olduğumuz söylemi de bu fikirlerden sadece biri&lt;br /&gt;(03:06:06) Buket: nerden geliyo bu fikirler&lt;br /&gt;(03:06:21) memin: nerden duyup öğreniyosun bunları bilmem ki?&lt;br /&gt;(03:06:26) memin: eheh&lt;br /&gt;(03:06:30) Buket: eheh&lt;br /&gt;(03:06:31) memin: beyin aktivitesi yaa işte&lt;br /&gt;(03:06:35) memin: çok karmaşık değil yani&lt;br /&gt;(03:06:37) Buket: ahahhhahahah&lt;br /&gt;(03:06:46) memin: şöyle düşün&lt;br /&gt;(03:06:57) Buket: haklısın sen de haklısın&lt;br /&gt;(03:07:02) Buket: : )&lt;br /&gt;(03:07:09) memin: saldıran olunca koşarak kaçan hayatına devam etmiş&lt;br /&gt;(03:07:36) memin: sonra bunlar kamaşıklaşmış ve her üstüne gelenden diil de zararlılardan kaçanlar hayatlarına devam etmiş&lt;br /&gt;(03:07:46) memin: ikisini birbirinden ayırması gerekmiş&lt;br /&gt;(03:07:54) memin: bunlar da toplanıp düşünce olmuşlar&lt;br /&gt;(03:08:00) memin: kolay di mi? :D&lt;br /&gt;(03:08:04) Buket: : )&lt;br /&gt;(03:08:06) memin: hayat basit...&lt;br /&gt;(03:09:07) Buket yazışma penceresini kapattı.&lt;br /&gt;(03:09:29) Buket: peki bu düşünceler bilinçsizce de olabilirdi yni bi zombi gibi&lt;br /&gt;(03:09:34) Buket: bilince ne gerek var ki&lt;br /&gt;(03:09:44) Buket: bunu anlamaya çalışmicaksak&lt;br /&gt;(03:09:47) memin: bilinç dediğimiz şey bu düşüncelerin toplamı zaten&lt;br /&gt;(03:09:56) memin: değil mi?&lt;br /&gt;(03:10:05) Buket: hiç sanmıyorum&lt;br /&gt;(03:10:19) memin: yani köpek örneğin sahibine ilgi ve saygı gösterir&lt;br /&gt;(03:10:24) memin: bunu bilinçli mi yapar?&lt;br /&gt;(03:10:42) Buket: sanmam koşullandığından&lt;br /&gt;(03:11:27) Buket: koşullanma her hayvan için işleyen bi mekanizma bizde de gayet işliyo aslında ve zaten bi çok şeyi de bilinçsizce yapıyoruz&lt;br /&gt;(03:11:35) Buket: ohaa bak&lt;br /&gt;(03:11:52) memin: ?&lt;br /&gt;(03:11:56) Buket: o zamna bilncin temel fonksyonu&lt;br /&gt;(03:11:58) Buket: dur geliyo&lt;br /&gt;(03:12:00) Buket: ehhehehe&lt;br /&gt;(03:12:02) memin: ehhe&lt;br /&gt;(03:12:02) Buket: koptum&lt;br /&gt;(03:12:07) memin: hadi kopma&lt;br /&gt;(03:12:08) memin: devam&lt;br /&gt;(03:12:12) Buket: ahhahah&lt;br /&gt;(03:12:14) Buket: gazzz&lt;br /&gt;(03:12:30) memin: ne gazı be?&lt;br /&gt;(03:12:32) memin: hadii?&lt;br /&gt;(03:13:48) Buket: otomatiklşene kadar bilinç işliyo belki de yan üründür bilinç yani düşünme sürecinin sonucunda oluşan kendine hizmet eden tıpkı gen gibi ama bakmadıkça yok olan&lt;br /&gt;(03:13:50) Buket: quantum&lt;br /&gt;(03:14:07) memin: hmm&lt;br /&gt;(03:14:09) memin: anlamadım&lt;br /&gt;(03:14:10) memin: :)&lt;br /&gt;(03:14:11) Buket: ben de&lt;br /&gt;(03:14:13) Buket: : )&lt;br /&gt;(03:14:15) Buket: boşver&lt;br /&gt;(03:14:28) memin: bak şöyle diyelim&lt;br /&gt;(03:14:40) memin: köpeğin fiziksel olarak yapabileceği seçenekler var&lt;br /&gt;(03:14:53) memin: ısırabilir, havlayabilir ya da sırnaşabilir&lt;br /&gt;(03:15:06) memin: bunları doğru kişilere yaparak hayatta kalıyo&lt;br /&gt;(03:15:17) memin: bunu için bi seçim mekanizması yürütüyo&lt;br /&gt;(03:15:33) memin: bu seçim mekanizmalarını seçme mekanizması bilinçtir&lt;br /&gt;(03:15:39) Buket: yok ya deme öyle biz seçiyoruz onları seçmediklerimizinde canına okuyruz resmen&lt;br /&gt;(03:15:42) memin: (ahaha toparlayamadım sonunu)&lt;br /&gt;(03:15:59) memin: nası biz seçiyoruz?&lt;br /&gt;(03:17:02) Buket yazışma penceresini kapattı.&lt;br /&gt;(03:17:23) Buket: bazı şartlanmalarla tepki veriyolar ve otomatik davranıyolar bu otomasyon süreci bilinç midir diyosun&lt;br /&gt;(03:17:51) memin: evet&lt;br /&gt;(03:18:09) memin: yani sonuçta bizim bilinç dediğimiz şey de şartlanmalardan oluşmuyo mu?&lt;br /&gt;(03:18:30) Buket: ama köpekler bizim gibi bu otomasyonun farkındalar mı acaba? humm farkında olmak neyi değiştiriyo?&lt;br /&gt;(03:18:39) Buket: (kendime de soruyoeum )&lt;br /&gt;(03:18:45) memin: bişeyi değiştirmiyo sanırım&lt;br /&gt;(03:18:50) memin: yani eylemsel olarak&lt;br /&gt;(03:19:00) Buket: emin miisin&lt;br /&gt;(03:19:06) Buket: sen mehmet eminsin de&lt;br /&gt;(03:19:09) Buket: ben pek diilim ya&lt;br /&gt;(03:19:23) Buket: : )&lt;br /&gt;(03:19:35) memin: yani düşünceler de refleksif tepkiler değil mi?&lt;br /&gt;(03:19:38) Buket: olur mu ya değiştirmese köpekler gbi yaşardık valla&lt;br /&gt;(03:19:44) memin: geçen gün onu diyosun yaa&lt;br /&gt;(03:19:57) memin: ama bu refleksif tepkilerin yerine yenilerini koyabiliyoruz&lt;br /&gt;(03:19:59) memin: fark burda&lt;br /&gt;(03:20:07) memin: korteks durumları...&lt;br /&gt;(03:20:10) Buket: ehh işte yerine koyma durumu&lt;br /&gt;(03:20:21) Buket: zor iş&lt;br /&gt;(03:20:47) memin: gerçi köpekler de değiştirebiliyo&lt;br /&gt;(03:20:59) memin: önceleri birine havlarken eğitilebiliyo havlamıyo artık ona&lt;br /&gt;(03:21:11) Buket: ama bilinç olmadığı için çok sınırlıdır sanırım&lt;br /&gt;(03:21:22) Buket: işte eğitim şart&lt;br /&gt;(03:21:23) Buket: ehehhe&lt;br /&gt;(03:21:34) memin: ehhe&lt;br /&gt;(03:21:45) memin: bilinç dediğimiz ne ki?&lt;br /&gt;(03:22:03) Buket: sürekliliği olmayan&lt;br /&gt;(03:22:15) Buket: boşlukta daha net anlaşılan&lt;br /&gt;(03:22:25) Buket: yeterince uzun süre bakınca dönüp sana bakan&lt;br /&gt;(03:22:51) memin: ?&lt;br /&gt;(03:22:52) Buket: ağzı ve gözleri olmayan&lt;br /&gt;(03:22:58) Buket: seninkini araç olarak kullanan&lt;br /&gt;(03:23:02) Buket: bi zombi sanırım&lt;br /&gt;(03:23:10) memin: metafiziğe geçme, metafiziğe geçmee...&lt;br /&gt;(03:23:32) Buket: eheheh&lt;br /&gt;(03:24:03) Buket: bişmiyorum ya ben evrim olayını da çözebilmiş değilim valla daha&lt;br /&gt;(03:24:05) Buket: ahha&lt;br /&gt;(03:24:06) memin: bilinç dışının tanımından da yola çıkarak bilincin bir süzgeç olduğunu söyleyebilirmiyiz acaba?&lt;br /&gt;(03:24:11) Buket: nasıl bi cmle oldu o ya&lt;br /&gt;(03:24:12) Buket: ahha&lt;br /&gt;(03:24:24) Buket: süzer geçer tabi&lt;br /&gt;(03:24:42) memin: yanii bilinç bi süzgeç olarak davranıyo ki hayatımız devam edebilsin&lt;br /&gt;(03:24:56) memin: ki bu süzgecin güçlülüğü eğitilebilmemizi kolaylaştırıyo&lt;br /&gt;(03:25:04) Buket: evet ama pek yanıltıcı bi davranış gibi geliyo bana&lt;br /&gt;(03:25:35) Buket: film gibi kareler vardır birbirinden bağımsız ama sen onları sürekli bi görüntü gibi algılarsın&lt;br /&gt;(03:26:03) memin: hmm bunların bütünlüğüne bilinç diyosun?&lt;br /&gt;(03:26:18) memin: ama bunlar da yine şartlanma ile ilgili değil mi?&lt;br /&gt;(03:26:25) Buket: yok ben bişey diyemiyorum ya kafam karışık ebnim : )&lt;br /&gt;(03:26:32) memin: örneğin;&lt;br /&gt;(03:27:12) memin: bi bilgasayarı tanımlamak için işlemci hızını, ram'ini ve hdd boyutunu söylemem senin o bilgisayarı anlaman açısından yeterli olacaktır.&lt;br /&gt;(03:27:22) memin: ama annem için hiç bir anlamı olmayacaktır&lt;br /&gt;(03:27:38) memin: yani o parçaları birleştirebilme de yine eski alışkanlıklara dayanıyo&lt;br /&gt;(03:27:43) memin: bi şekilde bütünsel olan...&lt;br /&gt;(03:30:03) Buket: tabiki de zate paradoks burda başlıyo galiba yani biz şu bilincimizle bilici anlmaya çalışıyoruz oysa öyle bir alışkanlık yok yani yaşamışlığımız yok ki bu durumun dışında, anlatamadım pek ama, bizim bilincimizin bu anlamda zaten bi bütünselliği var, o yüzden de herşeyi bi bütün olarak alıyoruz ve geçiyoruz, alıyoruz ve geçiyoruz.. ama parçalardan oluşuyo herşey, bi hayvandan farklı olarak sana&lt;br /&gt;(03:30:50) Buket: arkamı dönüp gittiğimde içinin sıkıldığını biliyosam, en çok sevdiğin şeyin de keyif yapmak olduğunu fark etmişsen bi gün bi yerlerde gel sana bi kahve yapiim derim&lt;br /&gt;(03:31:02) Buket: bii köpek bunu dicek ağzı olsa da demez&lt;br /&gt;(03:32:21) Buket: bu kavrayış ne zaman nasıl evrime katıldı yoksa evrimmi bu anlayışın bi parçası&lt;br /&gt;(03:32:24) Buket: bilmiyorum&lt;br /&gt;(03:32:28) memin: tabii algılama konusunda haklısın. (diğer kısmı anlamadım : ^)) yani gereğinden fazla şeyi anlamaya çalışıyoruz nesnel sınırlarımızın farkında olmadan. örneğin köpekler dünyayı yalnızca siyah beyaz götdüklerinin farkında değiller&lt;br /&gt;(03:32:38) memin: biz kim bilir nelerin farkında değiliz...&lt;br /&gt;(03:32:44) Buket: kesinlikle&lt;br /&gt;(03:32:52) memin: evrimin bi parçası.&lt;br /&gt;(03:32:58) memin: sonuçta hayatta kalmayı kolaylaştırıyo&lt;br /&gt;(03:33:18) Buket: evrimin kendisi de hayatta kalmayı kolaylaştırıyo&lt;br /&gt;(03:33:24) memin: bütün düşüncelerin sonuçta odaklandığı nokta karnını doyurmak ve çiftleşmek&lt;br /&gt;(03:33:25) Buket: meta evrim vardır belki ahah&lt;br /&gt;(03:33:34) Buket: alışkanlım işte&lt;br /&gt;(03:33:38) Buket: asrın alışkanlığı hem&lt;br /&gt;(03:33:39) Buket: de&lt;br /&gt;(03:33:43) memin: alışkanlık mı?&lt;br /&gt;(03:33:53) memin: daha çok iç güdüsel bişey sanırım&lt;br /&gt;(03:34:15) Buket: tabi içgüdüsel&lt;br /&gt;(03:34:59) memin: ve işin kötüsü çoğu zaman bunun farkında olmadan yapıyoruz&lt;br /&gt;(03:35:29) Buket: gerek yok çünkü alışkanlıklaımıza göre yaşamak en temel sorunumuz bence&lt;br /&gt;(03:35:49) memin: alışkanlık derken neyi kastediyosun?&lt;br /&gt;(03:36:00) Buket: aklına gelebilecek bi çok şey&lt;br /&gt;(03:36:02) Buket: basitçe&lt;br /&gt;(03:36:20) Buket: biraz daha karmaşıl olanları sosyal olanlar sanırım&lt;br /&gt;(03:36:42) Buket: kendi olma kavramımızı oluşturan davranış ve tutumlar da dahil saırım buna&lt;br /&gt;(03:37:42) Buket: bu bağlamda bence en bağımsız yaşayan çingeneler ve en çok gülenler sanırım&lt;br /&gt;(03:38:12) memin: hmm&lt;br /&gt;(03:38:15) Buket: ben bu mahallede çok kaldım galiba ehehe&lt;br /&gt;(03:38:18) Buket: : )&lt;br /&gt;(03:38:20) memin: ehehe&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-114480605599977243?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.buket.blogspot.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/114480605599977243/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=114480605599977243' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/114480605599977243'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/114480605599977243'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2006/04/olaca-buydu-insan-olmamak-elde-deil.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-114389663229597700</id><published>2006-04-01T16:03:00.000+03:00</published><updated>2006-04-01T17:11:26.816+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/125/1260/1600/LIBMIN_au.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/125/1260/320/LIBMIN_au.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-weight: bold; color: rgb(153, 0, 0);" href="http://www.buket.blogspot.com/"&gt;İstemli/iradeli hareketler ve Hazırlık Potansiyeli &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-weight: bold; color: rgb(153, 0, 0);" href="http://www.buket.blogspot.com/"&gt;(Volitional Acts and Readiness Potential)&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benjamin Libet'in 1985'de yaptığı deneye göre, özgür irade büyük bir yanılsamadır. Bir çoğumuza göre bu sonuç pek şaşırtıcı olmasa da, deneyin detaylarını incelemek,  işleyen sistemi daha yakından anlamak için oldukça faydalı.&lt;br /&gt;Kısaca, Libet üç fenomenin zamanlamalarını karşılaştırıyor;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1/ İstemli hareketin fiziksel oluşum anı (EMG cihazı ile ölçülüyor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2/ Hareketi gerçekleştirmek için kişinin karar verdiği an (Ekrana yansıtılan saat şeklinde bir yuvarlağın içinde saat yönünde dönen ve her turu 2,56 saniyede tamamlayan bir ışığın göz takibi ile, karar anının sözsel olarak bildirilmesi ile ölçülüyor; bu ölçümün geçerliliği pek çok denemede kanıtlandıktan sonra, bu deney için de kullanılmıştır)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3/ Hareketin gerçekleşmesinden önce, kişinin beyninde oluşan "Hazırlık Potansiyeli" (HP) denilen elektrik akımının başlama anı. ( EEG cihazı ile ölçülüyor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca zamanlamalar şu şekilde kayıt edilmiştir;&lt;br /&gt;HP(-550 msan.) ---} Karar Anı&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;(-200 msan.) --} Gerçekleşen Hareket (0 msan.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçlardan da görüldüğü gibi, beyinde başlayan hazırlık potansiyeli, karar anından önce gelmektedir. Bu da şunu göstermektedir ki, beynimizde başlayan ve bedenimizi harekete geçirmek üzere gönderilen itici kuvvetlere özgür irademiz ile karar veremiyoruz, fakat hareketi başlatmak ya da durdurmak hala bizim insiyatifimizde; karar anı ile gerçekleşecek olan hareket anı arasındaki 200 msan.'lik sürede hareketi yapmamaya karar verebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deneyin daha ayrıntılı yorumlarını okumak, prosedürüne ve yorumlarına gelen eleştirileri incelemek için bakın;&lt;br /&gt;&lt;a style="color: rgb(204, 0, 0);" href="http://web.gc.cuny.edu/cogsci/libet.pdf"&gt;David M.Rosenthal makale&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="color: rgb(204, 0, 0);" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Benjamin_Libet"&gt;wikipedia&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="color: rgb(204, 0, 0);" href="http://www.consciousentities.com/libet.htm"&gt;consciousentities&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-114389663229597700?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.buket.blogspot.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/114389663229597700/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=114389663229597700' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/114389663229597700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/114389663229597700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2006/04/istemliiradeli-hareketler-ve-hazrlk.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-113883871384036294</id><published>2006-02-02T02:05:00.000+02:00</published><updated>2006-09-21T22:24:03.780+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a style="font-weight: bold; font-style: italic; color: rgb(153, 0, 0);" href="http://buket.blogspot.com/"&gt;Ben de istiyorum bir 'arı' kadar olabilmeyi!&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Circadian timing" diye bir kavram var; işte 24 saatlik bir sürecin içselleştirilmesi durumu. Arılar bu konuda inanılmaz derecede başarılılar! Renner adında, başka işi gücü olmayan, imrenilesi insan bir grup arıyı her gün saat 3:00 de kovanlarından çıkıp, bir kaba koyduğu baldan yemeleri için Paris'te eğitmiş. E bravo! Sonra efeniim almış bu arıları Newyork'a götürmüş. Kebap valla beni de balla eğitseler keşke :) Arılar öyle bir içsel zamanlamaya sahipler ki aradaki saat fakını da hesaba katarak bi güzel saat 10:00 da (Paris saatiyle 3:00) çıkıp ballarını yemeğe devam etmişler :))) süperlermiş&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-113883871384036294?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://buket.blogspot.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/113883871384036294/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=113883871384036294' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/113883871384036294'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/113883871384036294'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2006/02/ben-de-istiyorum-bir-ar-kadar.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-113883543725287875</id><published>2006-02-02T01:10:00.000+02:00</published><updated>2006-09-21T22:25:08.806+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(153, 0, 0);"&gt;"Turn the Other Cheek" Enthusiasm&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostoyevski'nin "Yer altından notlar" kitabını okudum geçenlerde, ee size ne tabi bundan!&lt;br /&gt;Yok o değil de, Narsizm'in her insan için değişik şekillerde hayat bulabileceğini çok net bir şekilde karakterize etmiş kitap, bunun dışında pek ilgi çekici birşey bulamadım kitapta, bulan varsa bana da söyleyin :) Bu arada Orhan Veli'nin çok hoşuma giden bir şiirinden kısa bir bölümle özdeşleştirmek istedim kahramanımız "Yeraltı" adamını, hoşkalın, kimseye yukardan bakmayın :) ahaha bu arada "Bana bir tokat atana öbür yanağımı da dönerim" çılgınlığı da işin cabası!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                  *   *   *&lt;br /&gt;Sinsice etkilenmişim bu kitaptan galiba, kendimi bikaç kere düşünürken buldum; bu paradoksal çelişkiler, entellektüelliğin yorumlanışı, kendini var etme arzusu, ama yeteri kadar itkiyi bulamama "nasıl olsa beni anlayacak bir anlayış yok etrafımda! beni şu cahillerden hangisi anlayabilir ki zaten! kaygısı" Ama işte yerlatı adamının yaşadığı bu çelişkilere, onun yaratıcısı olan yazarımız birşekilde cevap verir gibi; yazdığı kitapla! Yani bu karakteri hapsolduğu içsel döngülerinden kurtarırcasına yayınlamıştır kitabı! paylaşmıştır biz cahil okurları ile! ya da belki bizi yüceltircesine, her okuyan şimdi kendini küçük bir "yeraltı adamı" olarak mı görecektir?&lt;br /&gt;Soru bence bununla da bitmiyor! Her entellektüel etrafını böyle mi algılayacak? ya da böyle mi entellektüel olunur? ya da entellektüel olmanın vazgeçilmez acınası durumu mudur bu? belki de böyle olduğuna inanmak; entellektüellerin kendilerine acıma, bir diğerini aşağılama mekanizması mıdır? savunma mekanizması da zaten acınacak durumda olması mıdır? anlamıyorum ki! kimse entellektüel doğmuyor? ya da doğuyor? "takma akıl, cepten düşer", "kontrol edilmeyen güç, güç değildir".. ne biliim bi sürü deyiş geliyo aklıma! Yazık ya! gerçekten yazık! acınacak bir durum varsa bence o da entellektüellerin yanlızlığı değil; bu yanlızlığı bile soyutlanmış olarak yaşama çabalarında. Bence herkes yanlız! yanlızlık kimseye mahsus değil, bunu bari beraber yaşayalım!! Umuyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabe-i Seng-i Mezar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir şeyden çekmedi dünyada&lt;br /&gt;nasırdan çektiği kadar&lt;br /&gt;Hatta çirkin yaratıldığından bile&lt;br /&gt;o kadar müteessir değildi;&lt;br /&gt;Kundurası vurmadığı zamanlarda&lt;br /&gt;anmazdı Allah'ın adını,&lt;br /&gt;günahkar da sayılmazdı.&lt;br /&gt;Yazık oldu Süleyman Efendi'ye&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;"Ölüm Allah'ın emri,&lt;br /&gt;ayrılık olmasaydı."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Orhan Veli Kanık)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                   *   *   *&lt;br /&gt;15.02.2006&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel olan, değişik yorumları duyabilmek, farklı bakış açılarını anlamanın kıyısında dolaşmak. Yoksa çok sıkıcı olurdu herşey. Aynı sesleri duyanlar, aynı yüzleri görenler, aynılıkların aynasında zor zamanlar .. kendini kitaplarda bulmak, kıyısında dolaşmak satırların, var olmanın ve var olabilmenin bir kanıtı olsa gerek. Hepimiz yaşamlarımızın ışığında aydınlanmaya devam ediyoruz, hoş olan da bu zaten. İşte "yeraltı adamı"nın yaratıcısı değil aslında kurtarıcısı Dostoyevski, yeraltı adamlarının kendilerini bulmalarına vesile oluyor. "yalnız" olmadığımız hissi, duyumu, bilgisi hep iyi gelecek bizlere, öte yandan aynı sesleri duyup, aynı yüzleri görmenin aynasında yalnızlaşırken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün eve yürürken çok şey akıp geçti aklımdan, geriye kalanları tutmak için yazıcam şimdi, kayan yıldız gibi işte, hep o sönmekte olan kuyruğu yakalar gözlerimiz ve onu hatırlarız, çekiciliğinden midir nedir? nefesimi tutmuş gibi hissederim, karanlıkta solarken kuyruğu.&lt;br /&gt;Yaşamın motivasyonları da böyle gelir bana çoğu zaman, onları solarak kayan yıldızlar olarak yaşamak, hep bi itkidir benim için. Onlar mı? çok basit! hayaller, yaşamın kendisi bir mucizeyken, daha fazlasını beklemek yanlış gelir bana çoğu zaman, bazı bazı geliyolar bana da, ama bilmem depresyonun o ağır tadını, kokusunu; uykunun tek amaç oluşunu, ki en sevdiğim şey sabah uykusudur, ama kalkar kalkmaz gün beni, ben de onu karşılar; ben kayar, o solar .. gece sondur aslında, her gün için bir son; en zoru da bırakmaktır günü, senin de solmanı bekler bitmek için. Yeni güne hazırsındır, o da sana. Günlerin, hayallerin, yaşamın kendisinin solan bir ışık oluşu, daha anlamsız kılmaz hiç bi şeyi. Zaten anlamı da yoktur kendisinin, kendi ışığın kadar aydınlatırsın onu ve çevreni. "Hayat bana ne vermişti ki ?! şimdi geri aldığı hissini yaşıyorum" diyebilen ışığı güzel insanlar :) ( o kendini bilir o) solan ışığın günlüğünü tutmaya devam bakan gözler, duyan kulaklar :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-113883543725287875?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.buket.blogspot.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/113883543725287875/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=113883543725287875' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/113883543725287875'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/113883543725287875'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2006/02/turn-other-cheek-enthusiasm.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-113711142178304828</id><published>2006-01-13T02:17:00.000+02:00</published><updated>2006-09-21T22:28:18.500+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(153, 0, 0);"&gt;Önce özgür mü yoksa irade mi? İrade, özgür mü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/125/1260/1600/free%20will%201.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/125/1260/320/free%20will%201.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman kabul edildiğinde, karşılıklı oturmak gerekecekti&lt;br /&gt;&lt;font&gt;Gereklilik, bununla bitmeyecek, eşleşmeleri de gerekecekti&lt;br /&gt;&lt;font&gt;Üzümün sapı, armudun çöpü derken&lt;br /&gt;&lt;font&gt;Rasgele oluşumlar belirecekti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;İnsan buna evrim diyecek&lt;br /&gt;Rasgele evrim&lt;br /&gt;Anlamlar üretecek&lt;br /&gt;Değerler belirlenecek&lt;br /&gt;Emek ölçülecekti&lt;br /&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;br /&gt;Miadı dolanlar gidecek&lt;br /&gt;İzler kalacaktı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsansa zamansız&lt;br /&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;Rastlantılar anlamsız&lt;br /&gt;Anlamlar  yetersiz&lt;br /&gt;Değerler tükenmiş&lt;br /&gt;Eylemler kifayetsiz gelecekti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncesiyle sonrası, var mı bunun ortası?&lt;br /&gt;Zamansız olmanın?&lt;br /&gt;Günler kadar geçici&lt;br /&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;Ünlem kadar seçici&lt;br /&gt;Rasgele yaşamanın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mişli geçmi&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;ş olanın&lt;br /&gt;Üstünde yaşamanın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;Belirlenmiş izlerim&lt;br /&gt;&lt;font&gt;Ufkum kadar gizlerim&lt;br /&gt;&lt;font&gt;Kifayetsiz sözlerim&lt;br /&gt;&lt;font&gt;Emeksiz düşlerim&lt;br /&gt;&lt;font&gt;Tükendiğiniz gün gelin&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-113711142178304828?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://buket.blogspot.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/113711142178304828/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=113711142178304828' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/113711142178304828'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/113711142178304828'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2006/01/nce-zgr-m-yoksa-irade-mi-irade-zgr-m.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-113676855282647567</id><published>2006-01-09T03:02:00.000+02:00</published><updated>2006-09-21T22:33:32.650+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a style="font-weight: bold;" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/125/1260/1600/free%20will%20resize.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/125/1260/320/free%20will%20resize.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(153, 0, 0);"&gt;Özgür İrade&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür irade beynimizin aşamalı işlevlerinin önemli bir parçası. Özgür irade’yi daha net anlamak için “özgür” ve “irade” kavramlarını ayrı ayrı incelemek ve bu kavramların beyindeki işlevsel karşılıklarını bir bilene danışmak yada kaynağından incelemek, yada amaaan boşver bilinçsizce yaşamak, zıplaya zıplaya dans etmek!! yada turta olabilmek için hayaller kurmak :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“özgür” yani “bağımsız”; Bildiğimiz kadarıyla beynimizde bedenimizden bağımsız olan hiçbir şey yok, yani başka bir deyişle, beynimizdeki tüm işlevsel aşamalar bedensel aktivasyonlara ya da gerekli aktivasyonların yokluğuna bağlı. Bu durumda “özgür” kavramını “isteğe bağlı” olarak yorumlamak pek de makul. Burada söz ettiğim “istek” , “duygular” ve "duyular" ile birbirinden ayrılamaz derecede iç içedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer incelenmesi gereken kavram ise ''irade'', yani “yönetim”; duygularımızı yönetebildiğimiz ölçüde “özgür irademizi” kullanabildiğimizi söylemek hiç de yanlış olmayacaktır. Nörolojik vakaların literatürdeki bulgularına baktığımızda, “akinestic mutism”, “alien hand syndrome” gibi vakalara rastlıyoruz. V.S Ramachandran'ın "Phantoms in the brain" adlı mükemmel kitabından sendromun daha detaylı bilgilerine ulaşabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akinestic Mutism sendromunda hasta kişi, etrafında tüm olup bitenin farkında olmasına rağmen, tamamen isteksizce ve herhangi bir şey yapabilme kabiliyetinden yoksun olarak öylece yatmaktadır. Eğer gerçeten "özgür iradenin yokluğu" diye bir şey varsa, bu durum tam anlamayla o dur. (V.S Ramachandran, Phantoms in the brain, 249)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sendrom, Anterior cingulate gyrus ile Aygdala bağlantısı hasarı sonucu oluşan bir sendromdur; Anterior cingulate cortex; dikkat, kendini farkında olma ve duyuların öznel gerçekliğe dönüştürülmesinde aktif olan bir bölge - hatta kendisi hipnoz durumunda da aktive olmakta-. Amygdala duygusal uyaranların işlendiği ve depolandığı bölgedir, duygusal uyaranlar buradan cerebral cortex'e daha geniş işlevler için yönlendirilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amygdala diğer beyin bölgelerini iki yolla aktive eder ; birinci besleme direk duygusal uyaranlardan amygdala'ya gider, muhtemelen bu direk uyaranlar duyma ve/veya görme kabuklarından, hippocampus yani belleğin uzun süreli hafıza edinme ve anlamsal hafıza deposu olarak işlev gören bu bölgesi ile bağlantısı sonucu bilinçsizce-aslında pre-conscious yada fringe conscious demek daha doğru olur sanırım-amygdalaya gönderilir,uyaranların duygusal içerikli olup olmadığına amygdala karar verir ve oradan bilinçle bağlantı kurulmak üzere prefrontal cortex'e gönderilir.&lt;br /&gt;İkinci besleme ise beden yolu ile; fiziksel uyaranların etkisi ile uyaranın cinsine bağlı olarak derideki alıcıların beyindeki karşılıkları uyarılır. Fiziksel deneyimin duygusal içeriğini tek başına ayırd etmek çok zordur. Fakat duygusal içerikli fiziksel uyarılmalarda hypothalamus'u (özerk sinir sisteminin beyindeki kontrol merkezi)harekete geçiren de amygdaladır.Hypothalamus'un salgıladığı hormonal mesajlar diğer hormon bezlerini etkileyerek bedende kalp atışı artışı, avuş içi terlemesi vs gibi değişimlere yol açar. Bu değişimler de bilgi olarak somatosensory cortex'e gönderilir ve buradan da bilginin prefrontal cortex'e ulaşması sonucu durumun duygusal yorumu bilinçli olarak yapılır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-113676855282647567?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.buket.blogspot.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/113676855282647567/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=113676855282647567' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/113676855282647567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/113676855282647567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2006/01/zgr-irade-zgr-irade-beynimizin-aamal.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-113651258593954683</id><published>2006-01-06T03:56:00.000+02:00</published><updated>2006-09-21T22:35:05.920+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(153, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Singular and Plural&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;When ingenious people lay their own heads together with their talent,&lt;br /&gt;they become together.&lt;br /&gt;however, their fundamental attribute is actually such personal.&lt;br /&gt;How &lt;span style="font-style: italic;"&gt;I&lt;/span&gt; consider &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Me&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;,&lt;/span&gt; is totally subjective interpersonal.&lt;br /&gt;Essentially, not visible.&lt;br /&gt;What ever resemble,&lt;br /&gt;that makes emotions sensible.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Would it be too much to say that there are two kinds in total,&lt;br /&gt;when we deduct the total?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;One kind of the total;&lt;br /&gt;choosing to live emotional.&lt;br /&gt;In which this living is entailed with bearable.&lt;br /&gt;What’s it? Connecting them altogether_?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;It is merely the thought which can be bearable,&lt;br /&gt;cause emotion can't resemble with any thinkable,&lt;br /&gt;thus can only be memorable.&lt;br /&gt;Living it once more,&lt;br /&gt;hence, is hidden in the choice of the bearable.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Assume two names for the total;&lt;br /&gt;"&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Singular&lt;/span&gt;" and "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Plural&lt;/span&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/125/1260/1600/singular.1.jpg"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-113651258593954683?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.buket.blogspot.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/113651258593954683/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=113651258593954683' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/113651258593954683'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/113651258593954683'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2006/01/singular-and-plural-when-ingenious.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-14054482.post-113452256726563280</id><published>2005-12-14T03:09:00.000+02:00</published><updated>2006-09-21T22:42:14.460+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(153, 0, 0);"&gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://buket.blogspot.com/2005/07/fish-trap-exists-because-of-fish.html"&gt;Chuang Tzu&lt;/a&gt; vs &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://www.iep.utm.edu/w/wittgens.htm"&gt;Wittgenstein&lt;/a&gt; :) &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şaşırtan varsayım! kelimelerin ötesinde anlamlar olduğunu varsaymış olmak ve her an gerçeği taa oralarda aramanın saçmalığı kadar şaşırtan bişey yok beni bu günlerde :)&lt;br /&gt;kelimelerin ötesinde anlam yokmuş arkadaşlar! balık ağlarını da tavşan tuzaklarını da hele hele kelimeleri sakın atmayın bi kenara! lazım olur :)&lt;br /&gt;sağlıcakla..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/14054482-113452256726563280?l=buket.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.buket.blogspot.com/' title=''/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buket.blogspot.com/feeds/113452256726563280/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=14054482&amp;postID=113452256726563280' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/113452256726563280'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/14054482/posts/default/113452256726563280'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buket.blogspot.com/2005/12/chuang-tzu-vs-wittgenstein-artan.html' title=''/><author><name>Buket</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='04295923917660079089'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry></feed>