Thursday, September 21, 2006

Ne giydiğini yaz bana! Sıcak tutuyor mu?
Uyuduğun yeri yaz bana! Yumuşak mı?
Nasıl göründüğünü yaz bana! Yüzün aynı mı?
Neyi özlediğini yaz bana! Kolumu mu?

Nasıl olduğunu yaz bana! Rahat mı?
Sana neler yaptıklarını yaz bana! Cesaretin yetti mi?
Ne yaptığını yaz bana! iyi şeyler mi?
Neler düşündüğünü yaz bana! Beni mi?

Sorulardır sana bütün verebildiğim
Ve gelen yanıtları kabullenmeliyim
Yorgunsan, uzatamam sana elimi.
Ya da açsan seni besleyemem
Sanki bu dünyada hiç yokmuşum
Unutmuşum gibi seni.

Bertolt Brecht



Brecht Bey`e bir mektup

Son Defa

Giysilerim mevsimi anlatır
Uyuduğum yer seni hatırlatır çoğu zaman
Nasıl göründüğümü çoğu kişi benden daha iyi bilir
İçten bir sohbet ve evet, koluna girip yürümek kaygısızca

Gerçek o ya, çoğu insandan daha rahatım şu dünyada
Düşüncesi rahatımı bozuyor çoğu zaman
Herkes birbirine bir çok şey yapıyor, bana ne yapıldığından ziyade
Benim kime ne yaptığım düşündürüyor beni
Çok cesur değilim bu açıdan

Gerekli şeyler var hayatımda
Teker teker hergün yaptığım
İyi şeyler evet
Bir çok şeyin içinde en çok seni düşünüyorum bu günlerde

Tüm gücün sormaya yetiyorsa
Cevaplari kabullenmek erdemdir, bilirsin

Yorgunum evet, uzanamayan ellerden
Yapamayacaklarını görüyorum
Sen de yorgunsundur elbet

Eski dost sohbetlerimizi özlüyorum
Sanki bu dünyada yokmuşuz
Unutmuşuz gibi birbirimizi

Amanda Brecht



Saturday, September 16, 2006

Renkler

...aklına mavi kireç taşının üzerine kaydolmuş tarih öncesi felaket geldi - aniden sular çekilince amonitler ortadan kalmıştı, doksan milyon yıl öncesinden bir mikro kıyamet. Kara bir şimşeğin ışığı altında, bütün hayatın paralel olduğu birden içine doğdu: Evrim, mükemmelliğe doğru yükselen dikey bir şey değildi, yataydı. Zaman bir aptallıktan ibaretti; varoluşun tarihi yoktu, hep şimdiydi, hep aynı şeytani makineye ya da mekana kısılıp kalmaktı. Gerçekliği kapatmak için insanoğlunun diktiği bütün o rengarenk perdeler...
J.Fowles

Kitabe-i Seng-i Mezar

Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
Nasırdan çektiği kadar
Hatta çirkin yaratıldığından bile
O kadar müteessir değildi;
Kundurası vurmadığı zamanlarda
Anmazdı ama Allahın adını,
Günahkar da sayılmazdı.
Yazık oldu Süleyman Efendi'ye
...
"Ölüm Allah’ın emri,
Ayrılık olmasaydı."

Orhan Veli Kanık