"Turn the Other Cheek" EnthusiasmDostoyevski'nin "Yer altından notlar" kitabını okudum geçenlerde, ee size ne tabi bundan!
Yok o değil de, Narsizm'in her insan için değişik şekillerde hayat bulabileceğini çok net bir şekilde karakterize etmiş kitap, bunun dışında pek ilgi çekici birşey bulamadım kitapta, bulan varsa bana da söyleyin :) Bu arada Orhan Veli'nin çok hoşuma giden bir şiirinden kısa bir bölümle özdeşleştirmek istedim kahramanımız "Yeraltı" adamını, hoşkalın, kimseye yukardan bakmayın :) ahaha bu arada "Bana bir tokat atana öbür yanağımı da dönerim" çılgınlığı da işin cabası!
* * *
Sinsice etkilenmişim bu kitaptan galiba, kendimi bikaç kere düşünürken buldum; bu paradoksal çelişkiler, entellektüelliğin yorumlanışı, kendini var etme arzusu, ama yeteri kadar itkiyi bulamama "nasıl olsa beni anlayacak bir anlayış yok etrafımda! beni şu cahillerden hangisi anlayabilir ki zaten! kaygısı" Ama işte yerlatı adamının yaşadığı bu çelişkilere, onun yaratıcısı olan yazarımız birşekilde cevap verir gibi; yazdığı kitapla! Yani bu karakteri hapsolduğu içsel döngülerinden kurtarırcasına yayınlamıştır kitabı! paylaşmıştır biz cahil okurları ile! ya da belki bizi yüceltircesine, her okuyan şimdi kendini küçük bir "yeraltı adamı" olarak mı görecektir?
Soru bence bununla da bitmiyor! Her entellektüel etrafını böyle mi algılayacak? ya da böyle mi entellektüel olunur? ya da entellektüel olmanın vazgeçilmez acınası durumu mudur bu? belki de böyle olduğuna inanmak; entellektüellerin kendilerine acıma, bir diğerini aşağılama mekanizması mıdır? savunma mekanizması da zaten acınacak durumda olması mıdır? anlamıyorum ki! kimse entellektüel doğmuyor? ya da doğuyor? "takma akıl, cepten düşer", "kontrol edilmeyen güç, güç değildir".. ne biliim bi sürü deyiş geliyo aklıma! Yazık ya! gerçekten yazık! acınacak bir durum varsa bence o da entellektüellerin yanlızlığı değil; bu yanlızlığı bile soyutlanmış olarak yaşama çabalarında. Bence herkes yanlız! yanlızlık kimseye mahsus değil, bunu bari beraber yaşayalım!! Umuyorum...
Kitabe-i Seng-i Mezar
Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
nasırdan çektiği kadar
Hatta çirkin yaratıldığından bile
o kadar müteessir değildi;
Kundurası vurmadığı zamanlarda
anmazdı Allah'ın adını,
günahkar da sayılmazdı.
Yazık oldu Süleyman Efendi'ye
...
"Ölüm Allah'ın emri,
ayrılık olmasaydı."
(Orhan Veli Kanık)
* * *
15.02.2006
Güzel olan, değişik yorumları duyabilmek, farklı bakış açılarını anlamanın kıyısında dolaşmak. Yoksa çok sıkıcı olurdu herşey. Aynı sesleri duyanlar, aynı yüzleri görenler, aynılıkların aynasında zor zamanlar .. kendini kitaplarda bulmak, kıyısında dolaşmak satırların, var olmanın ve var olabilmenin bir kanıtı olsa gerek. Hepimiz yaşamlarımızın ışığında aydınlanmaya devam ediyoruz, hoş olan da bu zaten. İşte "yeraltı adamı"nın yaratıcısı değil aslında kurtarıcısı Dostoyevski, yeraltı adamlarının kendilerini bulmalarına vesile oluyor. "yalnız" olmadığımız hissi, duyumu, bilgisi hep iyi gelecek bizlere, öte yandan aynı sesleri duyup, aynı yüzleri görmenin aynasında yalnızlaşırken
Bugün eve yürürken çok şey akıp geçti aklımdan, geriye kalanları tutmak için yazıcam şimdi, kayan yıldız gibi işte, hep o sönmekte olan kuyruğu yakalar gözlerimiz ve onu hatırlarız, çekiciliğinden midir nedir? nefesimi tutmuş gibi hissederim, karanlıkta solarken kuyruğu.
Yaşamın motivasyonları da böyle gelir bana çoğu zaman, onları solarak kayan yıldızlar olarak yaşamak, hep bi itkidir benim için. Onlar mı? çok basit! hayaller, yaşamın kendisi bir mucizeyken, daha fazlasını beklemek yanlış gelir bana çoğu zaman, bazı bazı geliyolar bana da, ama bilmem depresyonun o ağır tadını, kokusunu; uykunun tek amaç oluşunu, ki en sevdiğim şey sabah uykusudur, ama kalkar kalkmaz gün beni, ben de onu karşılar; ben kayar, o solar .. gece sondur aslında, her gün için bir son; en zoru da bırakmaktır günü, senin de solmanı bekler bitmek için. Yeni güne hazırsındır, o da sana. Günlerin, hayallerin, yaşamın kendisinin solan bir ışık oluşu, daha anlamsız kılmaz hiç bi şeyi. Zaten anlamı da yoktur kendisinin, kendi ışığın kadar aydınlatırsın onu ve çevreni. "Hayat bana ne vermişti ki ?! şimdi geri aldığı hissini yaşıyorum" diyebilen ışığı güzel insanlar :) ( o kendini bilir o) solan ışığın günlüğünü tutmaya devam bakan gözler, duyan kulaklar :)